Yazar : İdil Türkmenoğlu/ iturkmenoglu@milliyet.com.tr
Yöneticileri kapıdan girince titreyen çalışanlar da var, ücreti hakkında müdürü ile konuşmak için aylarca düşünenler de… Peki ya yöneticiler? Aslında birçok yöneticinin korkulu rüyası, astları ile karşı karşıya gelmek.
Yöneticileri kapıdan girince tir tir titreyen, ‘patronun huzuru’ndan geri geri yürüyerek çekilen, kendi ücreti hakkında müdürü ile konuşmak için aylarca düşünüp cesaret toplayan çalışanlar ve bunları isteyen, destekleyen ortamlar; Filmlere, romanlara hatta fıkralara çok konu oluyor. Ancak aslında birçok yöneticinin korkulu rüyası, astları ile karşı karşıya gelmek. Onların istek ve görüşlerini dinlemek. Açıkça tartışabilmek. Elemanlarına aldığı kararı söyleyebilmek, -çoğu zaman geçerli olmayabilecek- nedenlerini açıklayabilmek.
İmparatorlar, korkunca çevresindekilerin ya kellesini vurdurur ya da onları sürgüne gönderir. Korkak yöneticiler de çalışanlarını kendilerinden ve kararlarından uzak tutarak kendilerini koruduklarını düşünüyor. Elemanlarından korkuyorlar. İletişimi kopartarak, kendi kendilerine, bazen de dedikoduya dayanan kararlar alıyorlar. Daha kötüsü, arkasında duramayacaklarından, bu kararları göğüslerini gere gere duyuramıyorlar: “Herşeyi bilmek zorunda değiller”, “Söyleyemem motivasyonları düşer” ya da “Anlatmama gerek yok, zaten kapım açık, isteyen gelir, sorar” gibi kılıflar yardıma koşuyor. Yalan söylemek, “doğruları tam olarak yansıtmamak” diyelim, kendilerince bir politik strateji olabilir ama çoğu zaman yöneticilerin bu şekilde davranmasının nedeni, kararlarından emin olmamaları ve elemanlarından, elamanlarının tepkilerinden korkmaları.
Yalan söylüyorlar
Dr. Rüştü Bozkurt, bir makalesinde, ‘bir kurumda güvensizlik üretiminin temel nedeninin, yönetim kadrosunun özgüvene sahip olmaması’ olduğunu yazmıştı: “Güven duygusundan yoksun bir yönetici, olup bitenleri kurumsal yapının işleyişinden öğrenmez. Haberi yamultan kaynaklara başvurursa, o zaman gerçek bir labirentin, karanlık dehlizlerinde kaybolmaya mahkumdur.”
Gözünün içine bakarak yalan söylüyorlar, oyalıyorlar. “Biz senden memnunuz” deyip, hemen arkasından “performans nedeniyle” işten çıkartıyorlar. “Biz seni büyük pozisyonlara yetiştiriyoruz” deyip, fırsatlar çıktığında başkalarını yerleştiriyorlar. Bir kişiye yalan söylemek, ona hakkettiğini - nedenini açıklayamadan- vermemek, sadece iki kişiyi etkilemez, tüm sistemi bozar. Çünkü korkak, her zaman korkaktır. Başkasını aldatan, bir gün sizi de aldatabilir..
Çetin Altan, yalan dolan kurnazlıkla, başkalarının enerjisinden, kendine asansör yapmaya kalkan ve hep tepede ve başarılı görünmek, bir yandan kurnazlıklarını çaktırmamak için pozlar takınan kişileri yazmıştı. Bir yandan da sırtlarına binmeye kalktıklarına payeler dağıtırlar, diyordu: “Gel seni alnından öpeyim adsız kahraman… Sen bir tanesin, bir tane… Aferin bravo, sen benim sağ kolumsun…”
Şirketin sırlarını açıklamasını beklemiyor ki çalışanlarÖ Sadece güvenebilecekleri yöneticiler istiyorlar. Aldıkları kararların arkasında durabilen, bunları açıklayabilen yöneticiler. Dürüst. Kişilikli ve cesur.
deyiş
“Liderler yalan söyledi mi büyük yalanlar söylemeliler. Çünkü insanlar küçük yalanları anlamaya, farketmeye meyillidir. Öte yandan liderlerinin gerçekten önemli ve ağırlıklı konularda dürüst olmayacaklarını düşünmezler.” Adolf Hitler, Mein Kampf


Son Yorumlar