(2 kez oylandı, ortalaması: 5 üzerinden 4 )

Canlı Yayın : III. Ulusal Yazılım Mühendisliği Toplumsal Başarı İçin Sosyal Sorumluluk Hissetmek
Eyl 27

Yazar: Abdullah Bozgeyik

Ne zamandır bir öykü paylaşmamışım sizlerle, hazır havalar da soğurken içimizi ısıtacak öykülere hadi devam edelim.

Uzun yıllar önce bir kasabada huysuz bir ihtiyar usta yaşarmış. Huysuzluğu yüzünden kimse ile geçinemez, ama işini gerçekten en iyi yapan çekirdekten yetişmiş bir usta olduğu için herkes onun dükkanından alış veriş yaparmış. İşleri artık tek başına yürütemeyen ve bir yardımcıya ihtiyacı olan usta bir gün dükkanın camına “yardımcı aranıyor” yazısı asmış. Hemen o gün 10 yaşlarında küçük bir çocuk dükkana gelmiş işe talip olarak.

Usta karşısında çelimsiz bir çocuk görünce “Bir de seninle mi uğraşacağım, git işine bu iş sana göre değil” demiş.

Çocuk, “Benimle uğraşmanıza gerek yok, merak etmeyin ben meslek öğrenmeye geldim” demiş.

Usta, “Bir de cevap veriyorsun, dedim ya git işine”

Çocuk, “Bana bir şey söylediniz ben de cevap verdim. Neden cevap vermemem gerektiğini de anlamadım. Hem işim yok olsa buraya gelmezdim, efendim”

Usta, çocuğun verdiği cevabı beğenmiş ama hala onu çırak olarak işe almakta kararsızmış. “Niye bu mesleği öğrenmek istiyorsun” demiş.

Çocuk, “Bu mesleği itibarlı bir meslek olduğu için öğrenmek istiyorum. Hem bu mesleği sizden öğrenmek istiyorum çünkü en iyi usta sizmişsiniz” demiş.

Usta duyduğu bu cevap üzerine onu çırak olarak işe almaya karar vermiş ama “Beni kızdırırsan seni kovarım” diye uyarmayı da ihmal etmemiş.

Çocuk, “Eğer sizi kızdırırsam beni kovmanız yerine bana anlayacağım şekilde sizi nasıl kızdırdığımı anlatmanızı isterim. Ben de bir daha o hatayı yapmam. Böylece de öğrenirim. Ama eğer size de beni kızdırırsanız neden kızdığımı ben size söylerim” demiş.

Usta, “Olur mu öyle şey, hiç çırak ustasına kızar mı ?” demiş.

Çocuk, “Usta da neden kızdığını anlatmalı, öyle değil mi ? çünkü karşısındaki bir çocuk” demiş.

Usta çocuğun akıllı cevapları karşısında “Peki seni çırak olarak alıyorum. Kızarsam da sana neden kızdığımı söyleyeceğim, kovmadan önce” demiş.

Böylece çocuk ustanın yanında çırak olarak çalışmaya başlamış.

Böylece aylar geçmiş, artık çırak işleri kavramaya ve müşterilere tek başına satış yapmaya başlayınca bazı günlerde usta onu dükkanda yalnız bırakmaya ve diğer ustalarla görüşmelere gitmeye başlamış.

Bu günlerden birinde, yani çırak tek başına iken dükkana bir adam gelip ustayı sormuş.

Çırak, “Ustam dışarıda. Ne satın almak istiyorsanız ben yardımcı olayım” demiş.

Adam, “Bir şey satın almaya gelmedim. Ustanın oğluyum. Onu ziyarete geldim”

Çırak, “Sizi daha önce hiç görmedim. Ustam da sizden hiç bahsetmedi. Hatta bir ailesi olduğunu dahi bilmiyordum”

Adam, “Babam yıllar önce amcama kızdığı için bizi terk etti gitti. Annem de artık benim yanımda kalıyor. Bizi son aylara kadar hiç aramazdı. Bunca yıl sonra arayınca annem bana “oğlum her halde baban evlendi de geçmiş günahlarını affettirmek için bize yeniden iyi davranıyor. Yoksa niye arasın ?” deyince dayanamadım kontrol etmeye geldim”

Çırak, “Ustam evlenmedi bildiğim kadarı ile, hem evlenseydi bilirdim. Çünkü ustam dükkanın üstündeki küçük odada yaşıyor. Birkaç aydır yanında çalışıyorum. Evlenmek gibi bir konudan da hiç bahsetmedi”

Adam, “Demek ki ondaki değişimin sebebi başka.. muhtemelen de sensin. Çünkü son birkaç aydır babam bizi aramaya başlamıştı” demiş.

Çırak, “Şanslısınız çünkü sizin babanız var ve yıllar sonra bile olsa sizi arıyor. Benim babam ise yok. Ben çok küçükken ölmüş. Ben de ailemi geçindirmek ve kardeşimi okutmak için çalışıyorum”

Adam, “İyi ama bu tıpkı babamın hikayesi gibi.. ” derken dükkanın kapısı açılmış ve usta gelmiş.

Usta, “Hoş geldin oğlum” diyerek adama elini uzatmış.

Adam, “Hoş buldum baba, seni ziyarete geldim. Nasılsın ?” demiş ve saygıyla babasının elini öpmüş.

Usta, “İyiyim, sen nasılsın peki annen, niçin daha önce gelmedin ?” diye sormuş.

Adam, “Gelseydim beni kovardın. Ondan korktuğum için gelemedim. Bugün geldim çünkü bir süreden beri bizi arıyorsun. Annem de sendeki değişime şaşırdı benim gibi.. Hatta evlendiğini sandık. Oysa çırağın bana böyle bir şey olmadığını anlattı. O zaman sendeki değişimin sebebi .. ” diye konuşmaya devam ederken bir taraftan çırağa bakmış ve o anda gözlerine inanamamış.

Çünkü çırağın yüz ifadesi değişmeye boyu uzamaya başlamış. Usta da aynı şaşkınlıkla çırağına bakmaktaymış.

Kısa bir süre sonra çırak yetişkin bir insan olarak karşılarında duruyormuş. Usta ve oğlunun şaşkınlığı iki kat artmış, çünkü karşılarında duran kişi ustanın yıllardır konuşmadığı kardeşi imiş.

Ustanın kardeşi, “merhaba abi, beni affet seni kırdığım için, sana yıllar sonra bile cahil dediğim ve bu hatamdan dolayı bizleri terk ettiğin için üzgünüm. Oysa sen beni okutmak için çalıştın ve okula gidemedin. Bende sana kendimi affettirmek için bir dilek tuttum. Dileğim beni okutmak için çalışmaya başladığın yaşa dönmekti. Böylece seni daha iyi anlayabilecektim..” demiş ve abisinin ellerine sarılmış..

Böylece öykü bitti.

Çünkü öykünün buradan sonraki bölümü sanırım gayet açık.. Öykü belki de sizin hayatınızdan bir kesit yada değil. Önemli olan böylesi bir kurgu öyküden dahi kendi dersinizi kendinizin çıkarması. Bu nedenle sonunda öğüt de yok..

ekleyen Gökhan Çıngay

Leave a Reply