(1 kez oylandı, ortalaması: 5 üzerinden 5 )

TKYD Uluslararası Kurumsal Yönetim Konferansı Proje Haritası
Oca 03

Yazar : Abdullah Bozgeyik 

Ülkemizde yaşanan olumsuz birçok örnekten dolayı “Kriz” kelimesi adeta kullanılmaktan dahi kaçınılan bir kelimeye dönüşmüş durumda. Ne yazık ki “Kriz yönetimi” ise pek de bilinmiyor… Çeşitli krizler yaşandığında, yani çoğunlukla iş işten geçtikten sonra krizleri yönetmeye çalışıyoruz. Ne yazık ki bu durumda başarılı olmak kolay değil. Başarılı olmak için kriz öncesi hazır olmak lazım. Kriz anında veya sonrasında harekete geçmek yeterli değil. Çünkü çoğunlukla iş işten geçmiş olma durumu söz konusu oluyor.

    Kriz Çincede “fırsat” ve “tehlike” kelimelerinden oluşmaktadır. Kriz deyince aklımıza nedense sadece “ekonomik kriz” geliyor. Doğal afetlerle ilgili krizleri ise yönetemiyoruz. Dahası genelde merkeziyetçi, gelişmeye, dünyaya kapalı, emir komuta zinciri ile yönetilmeye çalışılan şirketlerimizin çokluğu ve yönetimlerinin krizleri örtbas etmeleri nedeniyle yönetimsel krizleri pek tanımıyoruz. Oysa kriz yaşantımızda ve iş hayatında ölüm veya vergiler kadar kaçınılmazdır.

    Bilindiği üzere kriz yaklaşımı genelde “Yok Saymak veya Kabul Etmek” odaklı oluyor. Oysa “Krizleri Kabul Etmeme ve Yönetememenin Sonuçları” gerçekten çok ağır olabiliyor. Çünkü krizlerin artık küresel etkileri dahi olabiliyor. Bu nedenle eskisi gibi sınırlı etki ile hissedilmiyorlar. Sizin ve toplumunuzun dışında dahi olsa krizlerin etkilerinden kaçmak mümkün olamıyor. Bundan dolayı kriz yönetimi önemli diyoruz. Ne yazık ki bazen özellikle İnsan Kaynakları Yönetimi konusundaki krizlerde mizahi yaklaşım öne çıkmakta. Bu kapsamda bir yaklaşımla “Kim inanır Kadir İnanır esprisi gibi olacak ama kriz yönetimi konusundaki yeni kitabımda bahsedilen Kriz “Natalie Kriz” değil” deyebilirim. Kriz yaklaşımına dönecek olursak çoğu kişide ya kabul etmemek ya da direkt kabullenilmiş bir tür yenilgi baskın olarak öne çıkmakta. Bu yaklaşımla krizlerin yönetilemeyeceği aslında o kadar net ki ek açıklamaya bile gerek yok.

    Krizde durum tespiti önemli böylece krizleri yönetmek söz konusu olabiliyor aksi halde “Krizlerce Yönetilmek kaçınılmaz”. Birçok kişi “İşimiz ve Hayatımızdaki Riskleri Nasıl Çözeriz?” sorusunu soruyor. Bu iyi ve bilinçli bir yaklaşım çünkü “Sorunlar Çözülebilir, Krizler Aşılabilir”. Konuya ister bireysel bazda yaklaşın ister büyük ölçekle yani ülke ya da küresel bazda. Eğer bireysel detaya takılmazsanız kendinize soracağınız ek soru “Nasıl Bir Ülkede Yaşamak İstersiniz?” olmalı ve bu soruya cevabınız kriz konusundaki farkındalığınızı belirtecek. Kriz kelimesini dahi duyduğunuzda hemen pes etmeyin. Çünkü “Kriz Yönetimi Gözlüğünün (bakış açısının) Faydaları” saymakla bitmez. Krizlerin etkileri toplumsal ve bireysel bazda çeşitli şekillerde hissedilmekte ve yaşanmakta. Sadece bireysel değil toplumsal başarı için de, en azından sosyal sorumluluk kapsamında, krizlerin etkilerini azaltmaya yönelik çaba içinde olmalıyız. Bu yönde çalışan kişi, kuruluş ve STK’lara destek olmalıyız.

    Krizler istisnasız olarak her sektörü etkileyebilmekte. Kriz sektörünüzü vurduğunda hazır olursanız sorun yok. Gerekli hazırlığı yaptıktan sonra harekete geçmek ve başaracağınıza inanmak kriz yönetimi açısından önemlidir. Bilindiği üzere örneğin perakende sektöründe çeşitli krizler yaşanmakta. Bu konuda en belirgin olan ise tüketici olarak yaşadığımız krizler öne çıkmakta. Krizler herhangi bir sektöre sınırlı değil. Çözüm ise “Çalışma, Üretme, Eğitim ve Kriz Yönetimi” ile mümkün olabilir. Krizleri yönetebilmek için öncelikle “Öğrenmeyi Öğretmek ve Eğitim Stratejilerini geliştirmek” gerek. Çünkü kişilerin bakış açıları, öğrenme stilleri ve konulara yaklaşımları başarı ya da başarısızlığı ortaya doğal olarak çıkarmakta. Eğer yönetim açısından bakarsanız “Krize Karşı ve Türk Müteşebbisler” ve özellikle yabancı şirketlerdeki Türk yöneticilerin ciddi donanımlı olduğunu görürsünüz. Muhtar Kent ve Cem Kozlu ilk akla gelenler olarak sıralanabilir. Yöneticiliğin yanında danışman olarak da sektöre hizmet veren kişiler sektörlerine ciddi katkıda bulunmakta. Örneğin Lojistik ve Franchising sektörleri. Aile şirketlerinin krizlere yaklaşımları genelde kabuğuna çekilme şeklinde oluyor. Bilindiği üzere profesyonel destek almak nadiren başvurulan bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor. Bu konuda büyük çaba içinde olan KOBİ Danışmanları Derneği (KOBİDA) “Krizlerden ‘Fırsat’ Yaratmak” düşüncesiyle KOBİLERE destek oluyor. Benzer çaba içerisinde olan KOSGEB, KOBİDER ve çeşitli STK’lar sayılabilir.

    Krizlerde İnsan Kaynakları gerçekten önemlidir. Uzun yıllardan beri firmalarımız Toplam Kalite Yönetimi (TKY) odaklı çalışıyor ama ne yazık ki çoğu sadece üretim veya ihracat için standart işlemleri yapmak ve belge odaklı yaklaşımda. Ne yazık ki çoğunun “TKY Projesinde Başarısız Olma Nedenleri ve Başarılı Olma İpuçları” pek de ilgi alanında değil. Çeşitli yazarlar ve danışmanlar konunun öneminin altını çizen yazılar yazıyorlar. Kriz yönetimi konusundaki “Krizlerden yükselerek çıkın” isimli kitabımda bu konuda “Başarılı İKY İçin Yöneticilere İpuçları”, “Eğitim İhmal Edilemez…”, “Etkin Kriz Yönetimi İçin Başarılı Bireylerden Başarılı Ekiplere”, “İK Açısından Nitelikli Çalışanlar Ve İş Trendleri”, “Değişim Başka Bahara Kalmasın” başlıklı yazılarım var. Kitabımda konuya özel “Krizde İnsan Kaynakları”, “Aslında Giden Değil, Kalandır terk eden”, “Bilişim: Çağı Yakalama ve İşsizliğe Çözüm Kapısı”, “Sorumlu İyi Yönetim”, “Duygusallık Sadece Aşkta Değil”, “Satışta Kriz Yönetimi ve Fırsata Döndürme” başlıklı konuk yazıları da var.

Kitap tamamen krizleri yönetmek üzerine kurgulu olduğundan dikkat çekme amaçlı “Başarılı Olmayı Kim İstemez Mi Dediniz?”, “Krizlerde Yönetici - Lider Önemli”, “Bilgi ve Bilgi Birikimi Yönetimi Niçin Önemli?”, “Başarılı Proje Yönetimi ve Proje Yöneticisinin Önemi”, “Krizlerden Çıkmak Mümkün, Çözüm Kriz Yönetimi” başlıklı yazılarımın yanında yine konuk yazarların “Krizlerden Neler Öğrendik?”, “Kriz’ler ve Biz’ler”, “Şirketlerde Kriz Yönetimi”, “Kriz Yönetimi”, “Kriz Koşullarında Pazarlama Stratejilerinin Yenilenmesi”, “Kriz Döneminde Girişimcilik ve Pazarlama” ve “Kriz Yönetimi mi?” başlıklı yazıları var.

Krizlerden Yükselerek Çıkmak Mümkün

    Öncelikle durumu tam olarak tespit etmek gerekiyor. Özellikle “Pembe Tablonun Arkasındakiler” detayları önemli. Bazıları için 2001 yılında kriz yaşandı ve Bitti” yaklaşımı genel kabul görüyor olabilir. Oysa çeşitli krizler yaşanmaya devam ediyor ve edecek. Bu konuda şüpheniz varsa “sorunlar, problemler, askeri, siyasi, bölgesel ya da küresel riskler, sosyal, ekonomik krizler, terör ve savaş, batık bankalar, AB, IMF, doğal afetler, 11 Eylül, Çin tehdidi, özelleştirme, yönetim, liderlik, eğitim, teknoloji, satış, pazarlama, strateji, suni gündem, magazin, uyutulma kültürü yanında iş dünyası, aşk, siyaset ve talan dörtlüsü” konularına özel soruları en azından kendinize sorun ve cevaplarınızı vermeye çalışın. Bunu yapmak en azından farkındalık yaratacak. Bu aşamada da konuya farklı bakış açılarını eklemek için “Acaba iyi ki bu krizler olmuş diyebilir miyiz?”, “Hayal Mühendisliği”, “CRM’e nasıl hazırlanmalı?”, “Nasıl Başarılı Olamazsınız!”, “Yeni Pazarlar: Çin Örneği” ve “Nanoteknoloji” konuk yazılarının yanında 2007 Penceresinden ÇİN başlıklı yazıma yer verdim.

    Eğer yönetilebilirse krizler gelişim kaldıracıdır. Bunun için ilgili tüm tarafların örneğin sizin de kriz konusundaki yaklaşımınız önemli. Geçmişten Dersler Ve Yeni Başlangıçlar sonrası Son Mesajlar ve Temenni yazım ile kitabımı bitirdim. Ekler kısmında ise “Yöneticilere Özel Kriz Yönetimi İlgi Anketi”, “Kriz Değerlendirme Anketi”, “Yolsuzlukla Mücadele Anketi”, “Araştırma”, “Atasözleri”, “Müşteri Memnuniyeti Ve Kriz Yönetimi Konularına Farklı Bir Bakış”, “Kriz İle İlgili Çeşitli Kitaplar”, “Küresel Krizlere Yeni Yaklaşımlar”, “Kısa Dönem Krizlerin Sosyoekonomik Etkileri: Türkiye, Endonezya ve Arjantin Deneyimleri”, “AB Fonlarından Daha Çok KOBİ Yararlanabilir” ve “İstanbul 2010 Yılında “Avrupa Kültür Başkenti” Olmaya Hazır Mı?” başlıklı yazılar var.

    Krizlerden yükselerek çıkmamız dileğiyle,

    Abdullah BOZGEYİK

    Not: Kitabın ön kapağı aşağıda.

Krizlerden yükselerek çıkın

ekleyen Gökhan Çıngay

One Response to ““Krizlerden Yükselerek Çıkalım…””

  1. gmt Says:

    Abdullah Bey yeni eseriniz hayırlı olsun, umarım içeriği makalenizden daha derli topludur zira makaleniz bu konuda sıkıntılı, özellikle anlam bütünlüğü açısından. Bir kitap tanıtımı mı yoksa krizlerden yükselerek nasıl çıkılacağını mı açıklamayı hedefliyor tam anlayamadım açıkcası.

    Makalede bahsi geçen başlıklar gerçekten ilgi çekici ancak keşke içerikleri konusunda da biraz detay verseydiniz. Yoksa genel anlamda bahsettiğiniz gibi bir krizin iyi yönetilmesi gerektiği, krizde IK’nın önemi vs az - çok bilindir kavramlar.

    Tekrar hayırlı olsun.

Leave a Reply