Nis 04
Şapka satarak geçinen bir adamın yolu bir gün bir ormana düşmüş. Adam biraz yürüdükten sonra sıcaktan ve yorgunluktan bunalmış, bir ağacın altına oturmuş. Şapkalarla dolu sepetini de yere koymuş ve uykuya dalmış. Birkaç saat sonra adam tuhaf sesler duyarak uyanmış. Bir de bakmış ki yanındaki sepet bomboş…Şapkalar gitmiş.Kafasını kaldırıp ağaca bakmış, ağacın dallarında bir sürü maymun, her birinin kafasında adamın şapkaları…
Adam başlamış düşünmeye; ‘Ben şimdi ne yapacağım, şapkaları bu maymunlardan nasıl geri alacağım’ diye. Düşünceli bir şekilde kafasını kaşırken bakmış ki, maymunlar da adamın taklidini yapıyor, kafalarını kaşıyorlar. Adam ellerini havaya kaldırmış, maymunlar da…Derken adam ne yapacağını bulmuş, kendi kafasındaki şapkayı çıkarıp yere atmış, maymunlar da şapkaları çıkartıp aşağı atmışlar… Adam böylece bütün şapkaları geri almış, sepetine koyup yoluna devam etmiş.
Devamı için tıklayınız »
ekleyen Gökhan Çıngay
Nis 03
Yazar : Umut Sarp Zeylan
‘Enron skandalı’nı herhalde birçoğunuz duymuşsunuzdur. Yaklaşık 6 yıl önceydi ve o dönem sanki iş dünyası alaşağı olmuştu, herkes bunu konuşuyordu. Fakat bugün, eminim hikâyenin özünü birçoğunuz tam olarak hatırlamıyordur. Tamam bir skandal vardı ama ne olmuştu? Kim kime, ne yapmıştı? İşte bu da kapitalizmin tipik sonuçlarından biri: Ürettik ve tükettik; artık çok da önemli değil.
Ben hafızalarınızı tazeleyeyim. Enron sadece 15 yıl içinde, Amerika’nın yedinci büyük firması olacak kadar hızlı büyür. 40 ülkede 21 bin çalışana sahip olur. Ama bir gün bir de bakılır ki, bütün bu rüya aslında büyük bir yalan üzerine kuruludur. Enron, kârlılığı ve mali durumu hakkında sürekli yalan söylemiş ve borçları saklayarak rakamları değiştirmiştir. Bir yerde yakayı ele verirler ve gerisi çorap, sanırım çorap kısa kalacak, palto söküğü gibi gelir. İflas kaçınılmazdır.
Devamı için tıklayınız »
ekleyen Gökhan Çıngay
Nis 03
Yazar : Umut Sarp Zeylan
Risk almak, kariyerde başarıyı getirir mi? Bilimsel olarak kanıtlanmış gerçekler var: Bazı insanlar diğerlerine göre daha kolay risk alıyor. Bu, onların doğasında var. Ama işin aslı hepimiz ‘konfor alanımız’ dışındaki şeyleri yapmaya muktediriz. Zaten hayat hep risk almak üzerine kurulu değil mi? Evlenirken risk alıyoruz. Çocuk yaparken başka bir risk alıyoruz. Ev alırken (alacak kadar şanslıysak) yine risk alıyoruz. Aynı evi satarken başka bir risk alıyoruz. Hepsi aslında büyük oranda riskli kararlar. Ama yine de, hatta ekonomimizin çalkantılı reputasyonuna rağmen, tüm bu kararları, DNA’mız risk almaya uygun olsa da olmasa da, ‘çatır çatır’ alıyoruz. Fakat iş ‘iş değiştirme’ye, veya kariyerle ilgili herhangi bir karara gelince orada çakılıp kalıyoruz.
Yahu biz değil miydik tanıdığımızı sandığımız insanlarla evlenen, hayatımız boyunca “Atsak atamayacağımız, satsak satamayacağımız” çocuğumuzu şıp diye doğuran, kriz dönemlerine rağmen ev veya araba alıp satan? Evet ama o başka, iş başka değil mi? Öyle mi gerçekten? Peki öyle ise, neden?
Devamı için tıklayınız »
ekleyen Gökhan Çıngay
Mar 28
Yazar : Savaş Şakar
Gelişen teknoloji ile birlikte “dünya küçülüyor” klişesini sık sık duyarsınız. Evet dünya küçülüyor ama sizin çalıştığınız işyeri ile birlikte. “Eeee, ne fark eder” derseniz aşağıdaki yazıma göz atın;
Farklı kültürler, farklı saatler, farklı diller gibi birçok unsuru teknoloji ile bertaraf edip işlerimizi yürütüyor, projelerimizi gerçekleştiriyoruz. Sadece bir tek şey ile uğraşma şansımız kalmadığı için aynı anda birçok işi başarıyla yapıyoruz.
Devamı için tıklayınız »
ekleyen Gökhan Çıngay
Mar 15
Yazar : Savaş Şakar
İlk iş hayatıma başladığımda proje yönetiminden haberim bile yoktu. Zaman içerisinde daha sonra sistemli bir metodoloji halinde öğrendiğim Proje Yönetiminin adımlarını tek tek tecrübe ederek, yaşayarak öğrendim. Dosyalamayı, resmi yazı yazmayı, toplantı organize etmeyi, muhasebeyi, adam yönetmeyi ve daha sayamayacağım irili ufaklı yüzlerce konuyu yaşayarak öğrendim. Maaşlı çalıştığım kadar kendi işimide yaptım, gündüz olduğu kadar gecede çalıştım. Yaklaşık 20 yıllık iş hayatımda irili ufaklı onlarca ulusal ve uluslararası projede yer aldım.
Bu tecrübe bazı konularda iddialı konuşmama, yazmama vesile oluyor tabiki. Mesela, bir çok firma bir projeye ilk başlarken ne tam ihtiyacını tanımlayabilir nede kime hangi görevi vereceğini. Üstelik bir çok projenin başarısız olmasının sebebi ekip üyelerinin rollerini yeterince anlayamamış olmalarındandır. Projelerde yapılacak işler ilgili kişiye o işle ilgili yetkiyle beraber aktarılırlar yada yetkiyle beraber aktarılmalıdırlar. Burada yetkinin altını özellikle çiziyorum çünkü özellikle büyük şirketlerde yada karmaşık projelerde ekipolerinde byük olması kimin ne iş yaptığı konusunda belirsizliklere yol açabilir. Aslında her ekip üyesine yeki ilebirlikte sorumluluğunu verdiğinizde onu kendisinin proje yöneticisi yapmış olursunuz. Projelerin başarısı ekip üyelerinin kendilerine verilen işleri sahiplenme ve sorumluluğunu alma konusunda gayretleri ile birebir orantılıdır.
Devamı için tıklayınız »
ekleyen Gökhan Çıngay
Son Yorumlar