(1 kez oylandı, ortalaması: 5 üzerinden 5 )

Eki 19

Günlük konuşmalarımızda -çoğu zaman da yanlış kullanarak- sıkça profesyonellikten sözederiz. Gazete ilanlarında “amatör ruhlu profesyoneller” aranır (Her ne demekse!…Herhalde “işi iyi bilecek ve yapacak, ama az para alacak, hatta mümkünse gönüllü olarak yapacak!” anlamında olsa gerek…) Kişiye sağlanan biraz daha iyi imkanlar sonucu kısa sürelerde iş değiştirmek, profesyonellik olarak algılanır… Aile şirketleri gelişmek ve kurumsallaşmak için profesyonel yöneticilerin yardımına başvururlar. Ekonominin kötüye gidişini durdurmak için ekonomi yönetimine profesyonellerin getirilmesi gerektiğinden söz edilir. Nedir bu her derde deva olan profesyonellik ?…
Büyük Larousse sözlüğünde profesyonel ;

AMATÖR’e karşıt olarak bir mesleği, bir işi düzenli olarak sürdüren kişi,

  • Bir etkinliği çok yetkin bir biçimde uygulayan kimse,
  • Bir sporu yapmak ve yada kimi zaman öğretmek için para alan sporcu,
  • Herhangi bir etkinlikte özel bir deneyi olan kimse,

Devamı için tıklayınız »

ekleyen Gökhan Çıngay

(1 kez oylandı, ortalaması: 5 üzerinden 5 )

Eki 15

Yazar: Savaş Şakar 

Zamanında ve bütçesinde biten ve bitmeyen bir çok proje yönettim. Çok genel olarak söylemek gerekirse birlikte çalıştığım arkadaşlar mutlu olduklarında ve kendilerini iyi bir şeyin parçası hissettiklerinde çok iyi işler çıkardıklarını gördüm.

Tecrübenin en önemli tanımı bence neyin işe yarayıp neyin yaramadığını göstermesidir. Yaşadıklarınız size iş bitirmek için basit ve kolay küçük ipuçları, kestirmeler ve yöntemler öğretiyor.

Devamı için tıklayınız »

ekleyen Gökhan Çıngay \\ tags:

(1 kez oylandı, ortalaması: 5 üzerinden 4 )

Eki 08

Yazar: Abdullah Bozgeyik 

İçinde bulunduğumuz “Kriz” ortamında krizle ilgili bireysel, grup veya topluluk olarak, çeşitli ortamlarda, kitap, dergi, gazete, sempozyum veya kongrelerde konuşulan, yazılan ve çizilenler çok olmasına rağmen, kriz neredeyse toplumun tümünün gündeminde olduğu için ilgi çekmekte. Yaşanan krizler nedeniyle adeta günlük yaşamın bir parçası haline gelen “Kriz” tanımı ve türleri artık eskisi gibi değil. Körfez savaşı sonrası “Körfez” krizi herkes tarafından etkisi hissedilmese ve özellikle zararları hemen görülmese de bilinmekte idi. “Körfez krizi nedeniyle kaybımız 6.6 milyar dolar kazancımız ise 2 milyar dolar (Hürriyet, 23 Ekim 2001)” bu eksik saptama Başbakan Sn. Bülent Ecevit’in 2002 yılındaki Amerika ziyareti sırasında söz konusu zararın 50 milyar dolar olduğu şeklinde düzeltildi. Yaşadığımız krizler nedeniyle binlerce insanımızın işsiz kalması, batan bankalar ve binlerce şirket, sürekli küçülen ekonomi maalesef  Türkiye gerçeği olmuştur. İşin acı tarafı ülkemizin yaşanan son krizlerle 12 yıl öncenin GSMH seviyesine gerilemesi ve iyi çalışırsak 2023 yılında Yunanistan’ın bugünkü seviyesine gelebileceğimizin söylenebilmesi. Bakalım 11 eylül sonrası kazancımız ve kaybımız ne olacak ? (*) “Yeni Dünya Düzeni” ile ana oyuncular ve etkilenenler başrolde, diğerleri ise seyirci. Krizin nerede yaşandığı önemli değil artık, etkilerinin nerelerde hissedildiği ve ne kadar sürdüğü önemli. Globalleşmenin de etkisi ile Asya, Rusya, Ekonomik, Döviz, Yönetim, Borsa, Kıbrıs, IMF, AB krizi vb birçok kriz yaşadık. “Küresel köy” kavramı tez olmaktan çıktı. Krizlerin etkisinin herkes tarafından ve neredeyse anında hissedildiğini görmekteyiz. Örneğin doların ani yükselişi veya borsanın ani düşmesi durumunda dolarımız olmasa da aldığımız birçok şeyin fiyatı dolara bağlı olduğu için, borsada oynamasak da şirketlerin ve yatırımcıların büyük kayıpları aldığımız ürün ve hizmetlere sadece zam veya vergi olarak değil çeşitli şekillerde yansıması nedeniyle hepimizi etkilemekte.

Etkin Kriz yönetimi (KY) için kriz öncesinde hazır olmanın yanında krizin başlangıcında acilen durum tespiti ve düzenlemeler yapılmalı, önlemler alınmalı. Kriz döneminde teknoloji, ilişkiler, bilgi, İK, iletişim, koordinasyon, motivasyon, sinerji, YBS, deneyim transferi ve kurumsal disiplin önemli. Kriz, baskı altında tutulabilecek, ihmal edilecek, talimatla sona erecek, yöneticinin, bakanın veya başbakanın kızması ve karizması ile yola gelecek bir şey değildir. Krize karşı başarı ancak “gerilla” yöntemiyle (Nedenleri ortadan kaldırmadıkça krizin üstesinden gelemeyiz) sağlanabilir. Olayların nedenlerinden daha çok etkileri ve sadece kriz sonrasında ne yapmak gerektiğine yoğunlaşmak ciddi bir yanlıştır. Etkisi sadece belirli kesimleri (yönetilenleri) etkilediği sürece krizin yönetimlerce önemi olmayabilir, masrafları kısar, çalışanları işten çıkarır, hatta şirketi küçültür ama kendi maaşlarına zam yapmayı düşünebilirler.

Devamı için tıklayınız »

ekleyen Gökhan Çıngay \\ tags: , ,

(İlk oylayan sen ol)

Eki 08

İşin bizzat kendisinin motive edici olması, işin özelliklerinin, insanın doğasına uygun olması ile gerçekleşebilir. Bunun için öncelikle de işin özelliklerinin, insanın sosyal bir varlık olduğunu ve yaratıcılığının bulunduğunu kabul eden bir yaklaşımla belirlenmiş olması gerekmektedir. Bu yüzden insanı, üretim organizasyonunun bir girdisi, makinaların bir parçası gibi gören bir zihniyet sonucunda ortaya çıkan iş özellikleri, insanın doğasına aykırıdır.

Kişinin motive edilebilmesi için, işin özelliklerinin insan doğasına uyumlaştırılması gerekmektedir. Bunun için kullanılan başlıca yöntemler iş zenginleştirme (Job Enrichment) ve yetkelendirme (empowerment) olarak karşımıza çıkıyor… İlkinde çalışanın yaptığı işler çeşitlendirilerek rutin işler (ki kişinin doğasına aykırı) nedeniyle kişinin kendisini makina gibi hissetmemesi sağlanıyor… Tabii her durumda bir miktar rutin iş olabilir ama bunu mümkün olduğunca düşük düzeyde tutmak gerek… Yetkelendirmede ise kişinin işiyle ilgili konularda karar alabilmesi, inisiyatif kullanabilmesi, bununla birlikte yaptığı işin sorumluluğunu da alması hedefleniyor ki bu insanın doğasına uygun…

Devamı için tıklayınız »

ekleyen Gökhan Çıngay \\ tags: , ,

(İlk oylayan sen ol)

Eki 03

Yazar: Abdullah Bozgeyik

Bilindiği üzere bir çok Guru, danışman ve uzman başarı için reçete vermekte, genelde sektörünüze özel örneklerden bile uzak olan bu şablon çözümler ise işe yaramamakta. Dikkat edilmezse reçeteler arzu ettiğiniz başarıdan çok bazen sanal başarıyı (aslında başarısızlığı) beraberinde getirmekte.

Bu aşamada başarıdan ne anladığınızın da önemi öne çıkıyor. Başarı tek kelime ile başarmak veya başarılı olmak diyecek olursak kime, neye göre başarı soruları akla geliyor. Başarınızı çevrenizle, genel kabul görmüş kriterlerle karşılaştırmanız gerekiyor. Küçük bir kasabada güçlü boksör olmak yeterli değil. Çünkü bu tür başarı genelde yanıltıcıdır. Özellikle iç pazarda veya uluslar arası arenada ciddi rekabet söz konusu olunca bir çok firmanın şartlardan şikayet etmesi ve başarısız olması bu nedenledir. Şikayetin ne o firmaya ne de sektöre yararı yok. Ne yazık ki yurt içinde ve dışında nedense bir çok Türk firması bazı projelerde birlikte başarılı olmak için birleşme, işbirliği yapma yerine adeta birbirine düşman kesilmekte, küçük pastadan bile büyük pay kapmaya çalışmakta bu nedenle işi alan ana yüklenici olamayıp taşeron hatta birçok durumda alt taşeron olabilmekte, pazardaki değişikliklere uyum sağlayamamakta, bir çok işe ve alana saldırmakta, günü kurtarmak adına hatalar yapmakta ve üstelik tüm bunları kısa sürede yapmaya çalışmakta ki bu ve benzeri nedenlerden dolayı başarılı olamamakta. Başarı sabır işidir. Hazır olmak ve sürdürebilmek gerek. Hızlı değişim nedeniyle firmaların geçmişin başarıları üzerinden fazla pirim yapabilme ve sürdürebilme şansı yok. Başarısızlığa mazeret üretmek ise anlamsız. Başarısızlık için salt çevrenizi, özellikle ekonomik şartları suçlamak doğru değil. Önce kendinizi, yaptıklarınız kadar yapmadıklarınızı sorgulayın sonrasında başarılı olanların neler yaptıklarına bakın ki ölçek doğru olsun.

Devamı için tıklayınız »

ekleyen Gökhan Çıngay