Yazar: Abdullah Bozgeyik
İçinde bulunduğumuz “Kriz” ortamında krizle ilgili bireysel, grup veya topluluk olarak, çeşitli ortamlarda, kitap, dergi, gazete, sempozyum veya kongrelerde konuşulan, yazılan ve çizilenler çok olmasına rağmen, kriz neredeyse toplumun tümünün gündeminde olduğu için ilgi çekmekte. Yaşanan krizler nedeniyle adeta günlük yaşamın bir parçası haline gelen “Kriz” tanımı ve türleri artık eskisi gibi değil. Körfez savaşı sonrası “Körfez” krizi herkes tarafından etkisi hissedilmese ve özellikle zararları hemen görülmese de bilinmekte idi. “Körfez krizi nedeniyle kaybımız 6.6 milyar dolar kazancımız ise 2 milyar dolar (Hürriyet, 23 Ekim 2001)” bu eksik saptama Başbakan Sn. Bülent Ecevit’in 2002 yılındaki Amerika ziyareti sırasında söz konusu zararın 50 milyar dolar olduğu şeklinde düzeltildi. Yaşadığımız krizler nedeniyle binlerce insanımızın işsiz kalması, batan bankalar ve binlerce şirket, sürekli küçülen ekonomi maalesef Türkiye gerçeği olmuştur. İşin acı tarafı ülkemizin yaşanan son krizlerle 12 yıl öncenin GSMH seviyesine gerilemesi ve iyi çalışırsak 2023 yılında Yunanistan’ın bugünkü seviyesine gelebileceğimizin söylenebilmesi. Bakalım 11 eylül sonrası kazancımız ve kaybımız ne olacak ? (*) “Yeni Dünya Düzeni” ile ana oyuncular ve etkilenenler başrolde, diğerleri ise seyirci. Krizin nerede yaşandığı önemli değil artık, etkilerinin nerelerde hissedildiği ve ne kadar sürdüğü önemli. Globalleşmenin de etkisi ile Asya, Rusya, Ekonomik, Döviz, Yönetim, Borsa, Kıbrıs, IMF, AB krizi vb birçok kriz yaşadık. “Küresel köy” kavramı tez olmaktan çıktı. Krizlerin etkisinin herkes tarafından ve neredeyse anında hissedildiğini görmekteyiz. Örneğin doların ani yükselişi veya borsanın ani düşmesi durumunda dolarımız olmasa da aldığımız birçok şeyin fiyatı dolara bağlı olduğu için, borsada oynamasak da şirketlerin ve yatırımcıların büyük kayıpları aldığımız ürün ve hizmetlere sadece zam veya vergi olarak değil çeşitli şekillerde yansıması nedeniyle hepimizi etkilemekte.
Etkin Kriz yönetimi (KY) için kriz öncesinde hazır olmanın yanında krizin başlangıcında acilen durum tespiti ve düzenlemeler yapılmalı, önlemler alınmalı. Kriz döneminde teknoloji, ilişkiler, bilgi, İK, iletişim, koordinasyon, motivasyon, sinerji, YBS, deneyim transferi ve kurumsal disiplin önemli. Kriz, baskı altında tutulabilecek, ihmal edilecek, talimatla sona erecek, yöneticinin, bakanın veya başbakanın kızması ve karizması ile yola gelecek bir şey değildir. Krize karşı başarı ancak “gerilla” yöntemiyle (Nedenleri ortadan kaldırmadıkça krizin üstesinden gelemeyiz) sağlanabilir. Olayların nedenlerinden daha çok etkileri ve sadece kriz sonrasında ne yapmak gerektiğine yoğunlaşmak ciddi bir yanlıştır. Etkisi sadece belirli kesimleri (yönetilenleri) etkilediği sürece krizin yönetimlerce önemi olmayabilir, masrafları kısar, çalışanları işten çıkarır, hatta şirketi küçültür ama kendi maaşlarına zam yapmayı düşünebilirler.
Devamı için tıklayınız »
ekleyen Gökhan Çıngay
\\ tags: etkin kriz yönetimi, kriz, yönetim
Son Yorumlar